HÜKÜMET FİRMALARIN SORUNLARINA ACİL ÇÖZÜM BULMALIDIR

FİRMALARIN SORUNLARI GİDEREK AĞIRLAŞMAKTADIR
Gerçekten ülkemizde halen faaliyette olan firmaların sorunları giderek artmakta ve dayanılmaz hale gelmektedir.
Nedir bu sorunlar?
1. Firmaların Dayanma Gücü Giderek Azalmaktadır
2018 Ağustos krizinden itibaren, neredeyse 9 aylık bir süreye doğru gidiyoruz. Firmalar şu ana kadar dayanmaya çalıştılar. Zaten batanlar battılar. Kalanlar da dayanmaya çalışmaktalar, ancak eğer finansal destek kanalları açılmazsa, onların da artık dayanma güçleri kalmayacaktır.
2. Konkordatolar Gerçekten Azalıyor mu?
Sayın Ekonomi Bakanı Berat Albayrak, konkordatoların azalmakta olduğunu belirtmektedir. Verilen bilgilere göre, 2018 Ekim ayında 457, Kasım’da 483, Aralık’ta 326, 2019 Ocak’ta 167, Şubat’ta 165 ve Mart’ta 97 konkordato başvurusu yapılmış durumdadır. Altı ay içinde, 1695 firma konkordatoya gitmek zorunda kalmış görünmektedir.
Kanaatimizce bu firmalar, ülkenin en dinamik firmaları arasındadır. Ancak, koşullara dayanamayarak konkordatoya gitmiş durumdadırlar.
Firmalar, konkordatoya keyif için gitmiyorlar. Kendilerini düzeltmek ve yaşayabilmek için konkordatoya gidiyorlar.
İlk aylarda başvuru 450 iken, son aylarda 100-150 arasına inmiş görünmektedir.
Neden? Çünkü, firmaların önemli kısmı piyasadan çekildiler ya da iflas ettiler. Artık muhtemelen piyasada mücadele edecek de, konkordatoya gidecek de firma kalmadı da o yüzden başvuru sayıları azalmış durumdadır.
Örnek vermek gerekirse, İç Anadolu bölgesinde büyükşehir niteliğindeki bir ilimizde bulunan ve laboratuvar alanında faaliyet gösteren başlıca 4 firmadan üçü iflas ettiler, ancak kalan bir tanesi de konkordatoya gitmek zorunda kaldı. Geriye, laboratuvar alanında çalışan önemli medikal firma artık kalmamış durumdadır.
3. Krediye Erişim Çok Zor, Neredeyse İmkansızdır
2018 Ağustos finansal krizinden bu tarafa, firmalar için krediye erişim çok zor, neredeyse fiilen imkansız durumdadır.
Kamu bankaları dahil olmak üzere, tüm bankalar firmalara kredi vermemek için yerine getirilmesi imkansız koşullar öne sürmekteler ve kredi de vermemektedirler.
Bankalar, firmaların bu güç koşullarda mükemmel olmasını istemekte ve neredeyse firmaları boğmaktadırlar.
4. Kredi Teminatı Olarak Mutlaka İpotek İstenilmektedir
Kredi teminatı olarak, firmalardan mutlaka ipotek istenilmektedir.
Peki, herkes mülkiyet almak zorunda mıdır?
Bir işveren, yalnızca işine ve cihazlara yatırım yapamaz mı? Bu durumdaki işverenler ne olacaktır?
5. Firmaların Sicili Kolayca Bozulmaktadır
Bankalar kriterleri o kadar sıkmış durumdalar ki, firmaların sicilini kolayca bozarak olumsuza düşüntürmektedirler.
Borçluluk yükselmiş, kredi ödeme gecikmesi oluyor, çeklerde yoğunlaşma var, gibi bahanelerle.
6. Teminat Mektupları Büyük Sorun Haline Gelmiştir
Daha önce teminat mektupları hiç de sorun olmuyordu. 2018 Ağustos krizinden sonra, teminat mektupları büyük sorun niteliğindedir.
Bankalar, kamu ihalelerine giren firmalara teminat mektubu vermemekte, ya da çok ağır koşullarla vermektedirler.
7. İşçi- İşveren Sorumlarında Artış Gözlenmektedir
Türkiye’deki saçmasapan kıdem tazminatı meselesi, gereksiz yere işçilerle firmaları karşım karşıya getirmektedir. Kriz dönemlerinde de maalesef bu tür olaylarda artış gözlenmekte ve firmaların sorunlarını daha da ağırlaştırmaktadır.

SORUNLARA ACİL ÇÖZÜMLER GEREKMEKTEDİR
Ekonomik krizin daha da derinleşmemesi, çıkmaza giren firma sayısının daha da artmaması için, acil çözümlerin geliştirilmesi gerekmektedir.
Bu çözümler neler olabilir?
1. Firmaların Krediye Erişimi Kolaylaştırılmalıdır
Firmaların krediye erişimi kesinlikle kolaylaştırılmalıdır.
İpotek koşulu kaldırılmalıdır.
KGF’nin miktarının artırılmasından başka çare gözükmemektedir. Şu andaki görünüşe göre, 100 milyar TL’den düşük bir KGF miktarı, Türkiye’deki firmaların normalleşmesini sağlayamayacaktır. Alt limit en az 60 milyar TL olmalıdır.
KGF kullanımında kriter, her firma için daha önce kullanılan ve geri ödenen KGF kredi miktarı olmalıdır. Firmalar, geri ödediği KGF kadar limiti tekrardan kullanabilmelidirler.
Bu basit ilke, çoğu firmayı hızla normalleşme sürecine sokacaktır.
KGF’nin garantörü devlettir. KGF kullanımı için ipotek gibi ek teminatlar istenilmemelidir. Daha önce KGF kullanmış ve ödemiş olan firmalar hem ödeme iyiniyetini, hem de ödeme kapasitesini kanıtlamış durumdadırlar. Bu nitelikteki firmalara öncelik tanınmalı ve onların daha önce kullandığı limitler geçerli olmalı, ödedikçe boşalan limitlerden KGF kullanımı başka bir koşul aranmadan devam ettirilmelidir.
2. Firma Sicilleri, Kolayca Bozulamamalıdır
Kredi gecikme süreleri, makul ölçüde kabul edilmeli ve 30 günü geçmeden, bankadaki gecikmeler sicil bozma nedeni olmamalıdır.
Çekler için de, en az 3 kez çek ödeme gecikmesi olmadan, bankadaki sicil bozulamamalıdır.
3. Teminat Mektubu Komisyon Oranları Düşürülmelidir
Kamu ihalelerinde, halen geçici teminat için %3, kesin teminat için %6’lık oran bloke edilmektedir.
Bu oran yüksektir. Teminat mektubu miktarları, geçici teminat için %1, kesin teminat için %1.5’u aşmamalıdır.
4. Kıdem Tazminatı Konusu Mutlaka Çözülmelidir
Bu konu, firmalar ile işçiyi karşı karşıya getirmektedir.
Ne işçi işverene, ne de işveren işçiye muhtaç olmamalıdır. Yükümlülükler devlet destekli bir fona devredilmeli ve muhatap her iki taraf için de bu fon olmalıdır.

ACİLEN BU ÖNLEMLER ALINMAZSA, SONUÇ FİRMALAR YÖNÜNDEN DAHA VAHİM OLACAKTIR
Seçim süreçleri nedeniyle, hükümet önlemler almakta geç kalmış durumdadır.
Firmaların KGF benzeri koşulsuz krediye erişimi sağlanmadığı takdirde, son kalan ve dayanmaya çalışan firmalar da çıkmaza girecek ve geniş çaplı çöküş yaşanacaktır.
Bu durum, ekonominin de çöküşü demektedir. İşsizlik ve sefalet demektir.
Bu nedenle, hükümet bir gün bile gecikmeden firmaları destekleyici önlemleri hayata geçirmelidir.

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir