EKONOMİDE YAPISAL TEDBİRLERDEN NE ANLIYORUZ?

EKONOMİDE YAPISAL TEDBİRLERDEN NE ANLIYORUZ?
Yapısal Tedbirler Neden Gündeme Geliyor?
Tüm yerli ve yabancı uzmanlar, Türk ekonomisinin kırılgan yapısının giderilmesi, kriz tehdidinin ortadan kaldırılması ve kalıcı bir büyüme sürecine girilebilmesi için, ekonomide yapısal tedbirlerin zorunlu olduğunu defalarca açıkladılar.
Biz, neredeyse 30 yıldır bu yapısal tedbirler lafını duyuyoruz.
Ancak bir türlü, yapısal tedbirler gereken oranda yerine getirilemedi.
Yapısal Tedbirler Neden Yeterince Gerçekleştirilemiyor?
Bizce en büyük neden populizm.
Sık sık yapılan seçimler ve seçim ortamları, seçim kazanma kaygısı popülizmi canlı tutmaktadır.
Politikacılar, yerine getirilmesi gereken önlemleri açıkça belirtmekten çekiniyorlar. Yeterince açık ve dürüst politika izlemiyorlar (ya da izleyemiyorlar). Bunun yerine, kendilerine seçim kazandıracak ve oy getirecek, ucuz ama gerçekleştirilmesi olanaksız sloganları seçiyorlar.
“Asgari ücreti 2500 TL yapacağız” gibi.
“Kıdem tazminatı kırmızı çizgimiz” gibi.
“Her bayramda biz de şu kadar ikramiye vereceğiz” gibi.
Böyle popülist bir zihniyetle, yapısal tedbirleri gerçekleştirebilmek oldukça zor.
Öyle olunca da, sorunlar ertelendikçe erteleniyor, Türkiye’nin sorunları çözülmüyor ve derinleşiyor.
EKONOMİDE YAPISAL TEDBİRLERİ GERÇEKLEŞTİREBİLMEK İÇİN NE GEREKİYOR?
1. Öncelikle Zihniyet Değişikliği Gerekiyor
Önyargısız, sıfırdan berrak bir kafa ile masaya oturmak gerekiyor.
2. Açık, Samimi ve Dürüst Bir Yaklaşım Gerekiyor
Bütünüyle açık, samimi ve dürüst bir yaklaşım gerekiyor. Takiyyeden ve ikiyüzlülükten uzak bir yaklaşım ve gerçekleri açıklayabilme cesareti gerekiyor.
3. Populizmi Bırakmak, Zorunluluk Gerektiriyor
“Aman seçmenimi hoş tutayım, taraftarımı memnun edeyim” yaklaşımı yerine, “Türkiye’nin ihtiyaçlarını yerine getirmeliyim” sorumluluk düzeyine evrilmek, küçük insan tavrından büyük insan tavrına terfi etmek gerekiyor.
4. “Ben” ve “Biz” Değil, “Türkiye” Olgusu Öne Çıkmalı
“Benim çıkarım” ya da “Bizim örgütün çıkarı” değil, “Öncelikle Türkiye’nin çıkarı” sloganı etrafında toplanmak gerekiyor.
5. Konsensus Gerekiyor
“Öncelikle Türkiye’nin çıkarları gelir” anlayışı doğrultusunda, tüm iktidar partisi ve organları ile, tüm muhalefet partilerinin, ideolojik ayrım gözetmeden tüm sendikaların, sivil toplum örgütlerinin, yazar-çizer takımının, kamuoyu fikir önderlerinin, konsensus oluşturması ve uzlaşması gerekiyor. Daha sonra da, halkın çoğunluğunun aydınlatılması ve ikna edilmesi gerekiyor.
Türkiye gibi kozmopolit bir toplumda, herkesi ve her kesimi ikna etmek mümkün olmayabilir. En azından, belirli bir anlayışta, çoğunluğun ikna edilmesi ve birlikte davranışı gerekiyor.

EKONOMİDE YAPISAL TEDBİRLER NE İÇİN GEREKİYOR?
Başlıca amaçlar şöylece sıralanabilir:
1. Yabancı sermayenin Türkiye’ye çekilebilmesi ve doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının artışının sağlanması için,
2. Firmaların güçlenebilmesi, reel sektörün uluslararası rekabet şansının artırılabilmesi ve markalar yaratılabilmesi için,
3. Ülkede kalıcı ve sürekli büyümenin sağlanabilmesi, krizlere dayanıklı bir ekonominin oluşması için,
4. Bütçe açığı ve cari açığın azaltılması, ihracatın artırılması, üretim/ tüketim dengesinin kurulabilmesi için,
5. Sonuç olarak, Türkiye’nin büyüme ve kalkınmasının hızlanması için.

SON AÇIKLANAN YAPISAL TEDBİRLER YETERİNCE AYDINLATICI MIDIR?
Maalesef hayır.
Biz, dönem dönem çeşitli yetkililer tarafından açıklanan yapısal tedbirlerin, yeterli kapsamda olduğunu ve açıklık içerdiğini düşünmüyoruz.
Genelde açıklamalar, muğlak ve bulanık ifadeler içeriyor.
Can alıcı bazı konuları içermiyor.
Zaten bu nedenle de, yerli ve yabancı kişi ve kuruluşlar, ısrarla yapısal tedbirlerin alınması gerektiğini belirtip duruyorlar.
Çünkü, halen bu tedbirler yeterince alınmamış durumdadır.

YAPISAL TEDBİRLERDEN NEYİ ANLIYORUZ?
Dolambaçlı yollara kaçmadan, açık ve dürüst olarak belirtelim.
Yapısal tedbirlerin başlıcaları şöylece sıralanabilir:
1. Firmalar Sermaye Birikimi Sağlayabilmelidir
Firmaların kar edebileceği, sermaye birikimi sağlayabileceği, büyüme gösterebileceği ve uluslararası düzeyde rekabet edebileceği koşulların altyapısı oluşturulmalıdır.
2. Şirketlerin Kuruluş, İşleyiş ve Tasfiye İşlemleri Kolaylaştırılmalıdır
Bu konudaki bürokratik engeller, kademeler ve masraflar azaltılmalıdır.
3. Vergi Yükü Azaltılmalıdır
Şirketler üzerindeki vergi yükleri azaltılmalıdır.
4. İşçilik Maliyetleri Azaltılmalıdır
Ücret üzerindeki SGK vergi yükü azaltılmalıdır. Asgari ücrete esneklik getirilmelidir. Esnek çalışma alternatifleri getirilmelidir.
5. Kıdem Tazminatı Sorunu Çözülmelidir
Getirilecek yapısal tedbirlerin, en önemli ve birincil maddesi budur. Çoğu ülkede olmayan bu madde, Türkiye’de çok ağır koşullar içermektedir ve firmaların batışının birincil nedenidir. Diğer tüm maddeler yerine getirilse bile, bu madde yerine getirilmediği sürece, Türkiye’ye ne yabancı sermaye gelir, ne reel sektör ayağa kalkabilir, ne de firmalar büyüyebilir ve uzun ömürlü olabilirler.
Bu madde, yapısal tedbirlerin olmazsa olmaz maddesidir. Bu nedenle, kıdem tazminatı yükü, kesinlikle firmaların üzerinden alınmalı, ya devlete, ya da bir fona devredilmelidir.
6. İş Mahkemelerine Güvenilirlik ve Standart Getirilmelidir
İş Mahkemeleri, güvenilirlik ve objektiviteden uzak basmakalıp kararlar almaktadırlar. Yüz kızartıcı suçlarda bile, işçiyi haklı çıkarmaktadırlar. %98 oranda işverenin haksız çıkarıldığı bir İş Mahkemesi düzeninde, yabancı sermayenin güven duyarak gelmesi olanaksızdır.
7. Çalışma Yaşı 65 Üzerine Çıkarılmalıdır
Aynen benzer ülkelerde olduğu gibi.

8. Mevcut Tatillerde Uzatma Yapılmamalıdır
“2-3 güne 2-3 gün daha ekleyelim, tatili 9 güne çıkaralım” gibi populist uygulamalar, Türkiye’nin üretim gücünü düşürmekte ve firmaları çok zor durumda bırakmaktadır.
Bu tür uygulamalardan uzak durulmalıdır.
9. Finansmana Erişim Kolay ve Ucuz Olmalıdır
Yatırım yapılabilmesi için, firmaların finansmana kolay erişebilmeleri ve makul düzeyde faiz ödemeleri gerekmektedir. Uygun koşullar sağlanmalıdır.
10. Kamu Kurumlarının Güvenilirliği Sağlanmalıdır
Kamu kurumlarının yönetimleri, güvenilir ve ciddi hale getirilmelidir. Bu kurumların zamanında ödeme yapmaları sağlanmalı, gecikmelere yaptırım getirilmelidir.
11. Kamu ve Özel Arasında Hukuki Eşitlik Sağlanmalıdır
Türkiye’de, kamu kurumları ile özel kurumlar arasında, derin bir ilişki adaletsizliği vardır. Örneğin, bir kamu kurumu (üniversite veya devlet hastanesi), 3 yıl bile ödemesini yapmasa, ihale ile bu kuruma ürün sağlayan firma hiçbirşey yapamamaktadır. Alacağı için, icra koyamamakta ve alacağını tahsil edememektedir.
Buna karşılık firma, ürün sağlamayı 1 gün bile geciktirse, hastanede tutulan bir tutanakla, tüm kamu kurumlarında ihale yasaklısı durumuna düşmektedir.
Kamu ve özel kurumlar arasındaki tek yönlü, adaletsiz ve haksız bu ilişki düzeltilmeli, ve hukuki eşitlik sağlanmalıdır.

SONUÇ
Ekonomik yapısal tedbirlerden bizim anladığımız bu şekildedir.
Düşüncelerimizi açık ve yalın biçimde, özet olarak ifade etmeye çalıştık.
Gerisi, artık bunları gerçekleştirmekle görevli kişi ve kuruluşlara kalmaktadır.
Umarız birlikte mesafe kaydederiz.

04/09/2018
Prof. Dr. Paşa Göktaş

Mail: pasagoktas@gmail.com

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir