YENİ HÜKÜMET İLK OLARAK ÜNİVERSİTE HASTANELERİNİN İFLAS DURUMUNDAN KURTARILMASINI MASA ÜSTÜNE TAŞIMALIDIR

 YENİ HÜKÜMET İLK OLARAK ÜNİVERSİTE HASTANELERİNİN İFLAS DURUMUNDAN KURTARILMASINI MASA ÜSTÜNE TAŞIMALIDIR

 Üniversite Hastaneleri İflas Durumundadır

Artık bu durumu bilmeyen yoktur.

Başta Hacettepe, Gazi, İstanbul Üniversitesi, Çapa ve Cerrahpaşa Hastaneleri olmak üzere, Türkiye’deki neredeyse tüm üniversite hastaneleri iflas durumundadır.

Düşünün ki, bir devlet kuruluşu olan üniversite hastanelerinden alacağı olan firmaların bu alacaklarını, diğer bir devlet kuruluşu olan Ziraat, Halk, Vakıflar Bankası gibi devlet bankaları bile temlik olarak, kabul etmemekte ve teminat olarak görmemektedirler.

Durum bu derece vahim ve trajikomik haldedir.

Üniversite Hastanelerini Bu Hale Getirenler Kimlerdir?

Bunu da bilmeye herkesin hakkı vardır. Üniversite Hastanelerini bu derece itibarsız ve içinden çıkılamaz hale getiren, eski Sağlık Bakanı Sayın Recep Akdağ’ın getirmiş olduğu düzenlemelerdir. Genelde tüm sağlık giderlerini devletin sırtına yüklemeyi hedefleyen bu aşırı populist zihniyet, 2001’de 6 milyar TL civarında olan kamu sağlık giderlerini, 2014’te 90 milyar TL gibi, Türkiye’nin altından kalkamayacağı düzeylere taşımıştır. TÜİK verilerine göre ise 2014 yılı toplam sağlık harcamaları 94.7 milyar dolar, kamu harcamaları bunun %77.4’ü, yani 73.3 milyar dolar (212 milyar TL)’dır. Bizim söylediğimizden çok daha fazlasıdır.

Son hükümetin kuruluşunda en olumlu durumlardan birisi, eski Sağlık Bakanı’nın tekrardan göreve getirilmemesidir. Eğer Sayın Eski Bakan göreve tekrardan gelseydi, sağlık sorunlarının çözümü yönünde hiçbir umut olmayacaktı. Aksine, sorunlar daha da ağırlaşacaktı. Aksine, sorunlar daha da ağırlaşacaktı.

NEDENLER BİLİNMEDEN, ÇÖZÜM DE ORTAYA KONULAMAZ

Üniversite hastanelerini iflas durumuna sürükleyen başlıca nedenler şunlardır:

  1. 1. Tamgün Yasasının Çıkarılması Tıkanmanın Başlangıcıdır

Tamgün Yasasının çıkarılması, üniversite hastanelerinin tıkanmaya başlamasının en önemli nedenlerinden birisidir. Bu yasanın çıkması ile, daha önce sınırlı bir miktar tutan öğretim üyesi doktorların personel maliyetleri, aşırı derecede yükselmiş ve üniversite hastanelerinin kaldıramayacağı boyutlara erişmiştir. Dolaylı olarak da, SGK’nın ve hazinenin sırtına yüklenmiştir.

Açık konuşmak gerekirse, Tamgün Yasası Türkiye’nin kısıtlı imkanlarıyla uygulayabileceği bir yasa değildir. Bu nedenle de, 80 yıl boyunca, daha önceki Türkiye Cumhuriyeti hükümetleri iki defa bu yasayı getirmişler, ancak ikisinde de birkaç yıl içinde tekrardan vazgeçmemişlerdir.

Akılcı olarak da, personel maliyetlerini daha düşük tutmak için, öğretim üyelerine sınırlı bir ücret verme be belirli bir saatten sonra da, devlete yük olmadan serbest çalışmaları yolunu serbest bırakmayı tercih etmişlerdir.

Şu anda, üniversite hastaneleri bu yükü karşılayamamaktadır.

 

  1. Döner Sermaye Performans Primi Uygulamasının Başlatılması, Tıkanmayı Artırmıştır

Recep Akdağ’ın Sağlık Bakanlığı döneminde, devlet ve eğitim-araştırma hastanelerinde “ Döner Sermaye Performas Primi” adı altında bir uygulama başlatılmıştır. Bu uygulama, başlangıçta iyi niyetle başlamıştır. Amaç, daha fazla çalışan ve üreten hekimlerin ödüllendirilmesidir. Ancak, bir süre sonra bu uygulama hedefinden sapmış ve çeşitli suistimallerin kol gezdiği bir sistem haline gelmiştir. Sağlık sistemini de içinden çürütmektedir.

Bu uygulama, bir süre sonra üniversite hastanelerine de taşınmıştır. Bu uygulama başlatıldıktan itibaren, yavaş yavaş üniversite hastaneleri tıkanmaya başlatılmıştır. Döner Sermaye Performans Primi uygulamasına göre, döner sermayeden doktorlara aylık ücretlerinin %50’sini aşmayacak oranda bir destek yapılması hedeflenmekteydi. Ancak, nasıl olduysa bu uygulamalar, aylık ücreti 2500-3000 TL olan bir doktorun, bu miktarın 17 katına kadar döner sermaye primi alır hale gelmesine neden olmuştur. 3.5 yıl öncesinde, 2012 yılında aldığı malzemelerin bedelini hala ödemeyen Gazi Üniversitesi’nde, bir doktorun ayda 25.000 TL performans primi almasını anlayabilmek mümkün değildir.

Görünen odur ki, üniversite hastanelerinin hemen hemen tümünde, Döner Sermaye Performans Primi adı altında, yanlış işleyen bir yolsuzluk sistemi kurulmuştur. Tamgün Yasası ile dışarıda serbest çalışmaları yasaklanan doktorlar, çeşitli yöntemler kullanarak, üniversite hastanelerinin gelirlerine el koyma ve onları maksimum ölçüde paylaşma yoluna girmişlerdir. Anlaşılan, kurulan sistem de buna izin vermektedir. Sonuç olarak da üniversite hastaneleri, aldıkları malzemelerin bedelini ödememekte/ ödeyememekte ve iflas durumuna sürüklenmektedirler. Bu durum, üniversite hastanelerine mal ve hizmet sağlayan sayısız firmayı da iflas ettirmiş ve bu nedenle, intiharlara kadar giden dramatik sonuçlar ortaya çıkmış bulunmaktadır.

Çürümüş bu uygulamaya son vermek kaçınılmaz görünmektedir.

3. SGK’dan Yapılan Destek Yetersizdir

Üniversite hastanelerinin ürettiği hizmet bedelleri, SUT denilen SGK- Sağlık Uygulama Talimatı birimlerine göre yapılmaktadır. Bu birimleri SGK, çoğunlukla Sağlık Bakanlığı’nın önerilerine göre belirlemektedir. Sağlık Bakanlığı, SGK ödemelerinden aslan payını kendisi almaktadır. Üniversite hastanelerine ödenen birimler yetersidir. Neredeyse, birimlendirmede üniversite hastaneleri, düz ilçe hastaneleri ile aynı kategoride tutulmuştur. Halbuki, üniversite hastanelerinde, diğer kuruluşlarda yapılmayan ağır ve komplike işlemler yapılamaktadır. Bu nedenle, üniversite hastanelerine ödenen SUT birimlerinin, devlet hastanelerine göre, en azından %50- %100 oranda daha fazla oranda yapılması gereklidir. En azından, özellikli ve farklı işlemlerde bu durumun uygulanması gerekmektedir.

 

  1. Üniversite Hastanelerinin Fark Almasının Yasaklanması Gelirleri Azaltmıştır

Finansal tıkanmanın önemli nedenlerinden birisi de budur. Üniversite hastaneleri, daha önceleri, yaptıkları özellikli işlemlere fark alabiliyor ve serbest fiyat politikası uygulayabiliyor iken, eski Sağlık Bakanı Recep Akdağ döneminde bu durum yasaklanmıştır.

Böyle olunca da, üniversite hastanelerinin gelirleri ciddi biçimde azalmaya uğramıştır.

  1. Muhalif Gibi Algılanmaları ve Gelirlerinin Kısıtlanması Bazı Üniversite Hastanelerini Zora Sokmuştur

Eski Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın ilk dönemlerinde, bazı üniversite hastaneleri muhalif gibi algılanmış ve bunlara çeşitli ödeme zorlukları çıkarılmıştır. Gelirleri de olabildiğince kısıtlanmıştır. Bunlar da, çaresiz olarak Sağlık Bakanlığı’nın boyunduruğu altına girmişleridir.

Artık, Türkiye’de iktidara muhalif bir üniversite hastanesi yönetimi de kalmamıştır. Buna rağmen, bu durum da üniversite hastanelerinin daha kötü duruma sürüklenmesini engelleyememiştir. Çünkü sorun temeldedir ve yapısaldır.

ÜNİVERSİTE HASTANELERİ İFLAS DURUMUNDAN NASIL KURTARILABİLİR? ÇÖZÜM NASIL OLACAKTIR?

Yukarıda sıralanan nedenler iyi irdelendiği takdirde, çözüm yolları da kolaylıkla ortaya konabilecek durumdadır.

  1. Mümkünse Tamgün Yasası Kaldırılmalı, En Azından Esnekleştirilmelidir

Tamgün Yasası, öğretim üyelerinin kamunun sırtına yüklediği personel giderleri maliyetini aşırı miktarda artırmış durumdadır. Kısıtlı imkanlara sahip bu ülke, bu yükleri taşıyamaz. Taşımak zorunda da değildir. Tamgün Yasası, mümkünse kaldırılmalıdır. Çünkü hizmete kattığı neredeyse hiçbir şey yoktur. Saat 17.00’de çıkması gereken hekimler, eskiden olduğu gibi, yine 15.00-16.00’da çıkmaktadırlar. Reel olarak kamunun hiçbir kazancı yoktur.

Ancak, kaybı çoktur. Ağır personel maliyetleriyle karşı karşıyadır. Bu maliyet azaltılmalıdır. Aynen T.C. hükümetlerinin 80 yıl boyunca uyguladığı gibi.

Hekimlere, zaten sabit bir ücret verilmektedir. 3000- 4000 TL civarında. Tamgün çalışmaya devam edenlere, bu miktarın %30- %40 veya %50’si kadar ek ödeme verilerek, isteyenler tam gün çalışmaya devam edebilirler. İstemeyenlere, saat 15.00 veya 16.00’dan sonra, serbest çalışma izni verilmelidir. Serbest çalışmak isteyenlere, bu ek ödeme verilmez. Yalnızca başhekim, rektör, dekan gibi yönetici kademelerde görev alan hekimlere, tam gün çalışma zorunluluğu getirilebilir.

Böylelikle, üniversite hastanelerinin, SGK’nın ve devletin üzerine binen ağır personel maliyetleri azaltılmış olur ve sistem de rahatlamış hale getirilir.

Aklın yolu birdir. Bu yol izlenmelidir.

  1. Döner Sermaye Performans Primi Uygulaması Kesinlikle Kaldırılmalıdır

Bu uygulama, çok sayıda yolsuzluğu ve şeffaf olmayan durumu da içinde barındırmaktadır. Ayrıca, sağlık sistemini amacından saptırmış ve çürütmeye başlamış durumdadır.

Sayıştay bile, 2012,2013 ve 2014 yıllarına ait Sağlık Bakanlığı ve Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumunun(KHK) bütçelerinin etkin bir denetiminin yapılamayacağını belirtmektedir. Yani, bütçelerde büyük bir bulanıklık olmuştur ve şeffaflık bulunmamaktadır. Üniversite hastanelerinin bütçeleri de benzer şekildedir.

2013 yılı Sayıştay’ın Sağlık Bakanlığı ve Kamu Hastaneleri Kurumunun raporu aynen şu şekildedir: “ Genel Bütçe ve döner sermaye bütçesi arasında keskin ayrışma bulunmaması personel giderleri, mal ve hizmet alımları, yapım,bakım,onarım işleri,yolluk ödemeleri,elektrik,su,yakıt giderleri ve benzeri birçok ödemenin bir kısmının genel bütçeden bir kısmının ise döner sermaye bütçesinden karşılanmasına yol açmaktadır. Bu durumda; Bakanlık faaliyetleri, ne genel bütçe ne de döner sermaye bütçelerine ilişkin mali tablolarda anlamlı bir bütün oluşturacak bir biçimde raporlanabilmektedir. Bu durum, hesap verme sorumluluğunun kamu idaresi temelinde yerine getirilmesi esasına da uygun düşmemektedir.”

Yani şu haliyle ne Sağlık Bakanlığı, ne Kamu Hastaneleri Kurumu, ne de üniversite hastanelerinin bütçelerini denetim altına almak mümkün değildir. Dolayısıyla, bize göre 90-212 milyar TL’lik kamu sağlık harcamalarının nereye gittiğini etkin ve şeffaf biçimde ortaya koymak da mümkün değildir.

Ama biz, sistemin iç yüzünü yaşayan birisi olarak çok iyi biliyoruz ki, 90-212 milyar TL’nin çok önemli bir kısmı, Döner Sermaye Performans Primi adı altında bir yerlere gitmektedir.

Trajikomik olan, bu miktarı devletin en üst denetim kurumu olan Sayıştay’ın bile ortaya koyamamasıdır.

Sonuçta, birileri tarafından bulanık bütçe oluşturulmuştur ve ülke buradan kan kaybı yaşamaktadır.

Bu uygulama kesinlikle kaldırılmalıdır. Hekimlere ve sağlık personeline, kıdemine, titrine ve eğitimine göre sabit bir ücret verilmeli ve bu ücret de emekliliğe yansıtılmalıdır.

Devlet, kendi sistemine hakim hale gelmelidir. Bundan hem devletin, hem de ülkenin kazancı olacaktır.

  1. SGK’dan Üniversite Hastanelerine Yapılan Destek Yetersizdir

SGK, üniversite hastanelerinin ürettiği hizmetlere, diğer hastanelere göre %10-%20 fazla ödeme yapmaktadır. Bu fark yetersizdir. Bu miktar %40-%50’ye çıkarılabilir.

Bu duruma esas düzeltmelerden birisi de, birimler bazında yapılabilir. Daha çok üniversite hastanelerinin yaptığı, ileri ve komplike işlemlerin birimleri de artırılmalıdır.

  1. Üniversite Hastaneleri, Ayrıca Fark Alabilmelidir

Üniversite hastaneleri, basit ve rutin işlemler yapmamaktadırlar. Daha fazla bilgi ve deneyim gerektiren komplike işlemlerle uğraşmaktadırlar.

Bu işlemlerin bedeli de yüksektir. Yer yer, bu işlemleri zararına yapmak zorunda kalmaktadırlar.

Böyle olunca da, bu işlemleri yapmama yoluna gitmektedirler. Bu durumdan zarar gören de hastalar, bilim ve Türkiye olmaktadır.

Bu duruma izin verilemez. En iyisi, özel hastaneler ve vakıf üniversite hastanelerinde olduğu gibi, üniversite hastanelerine de, özellikli işlemlerden fark alabilme hakkı getirilmesidir.

 SONUÇ VE ÖZET

  1. Türkiye’nin Kamu Sağlık Harcamaları, Sürdürülemeyecek Kadar Yüksektir

Bu miktar aşırı ölçüde artırılmış ve kamunun sırtına yüklenmiştir. Tasarruf yapması gereken ülke, bu alanda da aşırı tüketime sürükletilmiştir. Üretici ve reel sektöre aktarılması gereken kaynaklar, yanlış populizm adımlarıyla savurgan harcamalara yöneltilmiştir.

  1. Bulanık Bütçeler Oluşturulmuştur

Sağlık Bakanlığı, Kamu Hastaneleri Kurumu, Halk Sağlığı Kurumu ve Üniversite Hastanelerinde, Döner Sermaye Performans Primi adı altında bulanık ve denetimi olanaksız bütçeler oluşturulmuştur. Bu sistem üzerinden, haklı olmayan ve ülkenin aleyhine paylaşımlar yapılmaktadır.

Devlet bu sistemi bilmemektedir ve denetleyememektedir.

  1. Sayın Erdoğan, Sağlık Konusunda Yanıltılmıştır

Şimdiki Cumhurbaşkanımız, o dönemin Başbakanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan, sağlık politikaları konusunda yanıltılmıştır. Sayın Erdoğan, yalnızca Ergenekon, Balyoz, Şike, Çözüm Süreci konularında yanıltılmamıştır. Yanıltıldığı en majör konulardan birisi de sağlık sistemidir. Diğer konulardaki yanılgı ortaya çıkmış ve doğru bir rotaya dönülmüştür.

Ancak, sağlıktaki yanılgı henüz anlaşılamamıştır. Bu alandaki yanılgının bedeli ise en az onlar kadar, hatta onlardan daha ağırdır. Çünkü halkın bütçesi ve parası, sağlıkta çok kötü kullanılmakta ve ülkeye büyük ekonomik kayıp verdirilmektedir.

  1. Sağlık Politikası ve Sağlık Bütçesi Masa Üzerine Çıkarılmalıdır

Devlet, kendi hatasını anlamalı ve bu konuya hakim hale gelmelidir.

  1. Üniversite Hastanelerini İflastan Kurtarmak Hükümetin Namusu ve Görevidir

Çünkü bu kuruluşları içinden çıkılmaz hale getiren, yine hükümetin bir önceki yönetiminde görev alan kendi yöneticileridir. Hataları düzeltmek de bizzat hükümetin kendisine düşmektedir.

  1. Konunun Çözümü Zor Değildir

Konunun çözümü hiç de zor değildir. Konuyu zor ve karmaşık hale getirenler, bu karmaşıklıktan yararlanan birtakım görevlilerdir.

Çözüm basittir. Hekimler ve sağlık personeline, derecesi ve kıdemine uygun sabit aylık ücret politikasına geçilmelidir. Döner Sermaye Performans Primi kesinlikle kaldırılmalıdır. Serbest çalışmak isteyenlere, mesaiden sonra serbest çalışma izni verilmelidir. Böylelikle, personel maliyetleri azaltılmalıdır. Bulanıklıkta kaybolan bütçe de reel sektöre ve üretime yönlendirilmelidir.

Bize göre olay bu kadar basit, açık ve berraktır.

Şimdi iş hükümete ve Sayın Başbakan Davutoğlu’na düşmektedir.

Biz de, sağlıkta akılcı ve Türkiye gerçeklerine uygun bir sistem kurulması yönünde elimizden gelen desteği sağlamaya hazırız.

Bilgilerinize sunarız.

Saygılarımızla.

Mail: tiplab@tiplab.org

30/11/2015

Prof. Dr. Paşa Göktaş

TIPLAB

Tıp Laboratuvarları Derneği

 Yönetim Kurulu Başkanı

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir