TÜRKİYE’DE BİR HEKİMİN (ÇALIŞANIN) EMEKLİ OLMASI MÜMKÜN MÜDÜR?

Emeklilikten kasıt, gerçek anlamda emekliliktir.Yani, hiç bir işte çalışmamak ve tam anlamıyla emekli olmaktır.

Bu anlamda düşündüğümüz zaman, bu sorunun yanıtı “Hayır” şeklindedir.

Bir hekim ya da sağlık çalışanının, tamamiyle  emekli olması mümkün değildir. Eğer aileden bir birikimi yoksa, mutlaka çalışmaya devam etmek, SGK’ dan emekli olsa bile, ikinci bir işte çalışmak zorundadır. Yoksa  yaşam standardını devam ettiremez.

Şu anda hekimlerin genelde ücretleri, çalışırken de resmi ve çıplak ücret olarak, genelde 1800-2000tl dolayındadır. Ek ödemeler, döner sermaye v.b. gibi isimlerle, bu ücret farklı miktarlarda oluşmaktadır.

Emekli olunduğu zaman ise, genellikle 2000 tl civarındaki bu ücret üzerinden emekli olunmakta ve 30 yıllık devlet memurluğundan emekli olmuş bir hekimin eline, ayda 1500-1600 tl civarında para geçmektedir.

Bir hekim, bu ücretle yaşam standardını sürdüremez. Eğer aileden  ya da başka bir yerden ek bir geliri yok ise.

Çünkü hekimin sosyal ortamından doğan giderleri az değildir ve bu giderler, emeklilik döneminde de sürmektedir.

Bu nedenle, resmen emekli olsa bile, ikinci bir işte çalışmak zorundadır.

 

Diğer Toplum Kesimleri İçin,  Bu kural Daha Da Geçerlidir.

Diğer toplum kesimlerinin durumu, bundan farklı değildir. Hatta daha da net biçimde bu kural geçerlidir.

Türkiye’deki emeklilerin büyük çoğunluğu, SGK ve BAĞKUR gibi kategorilerden emeklidir. Bu kesimlerin emekli ücretleri de genelde ayda 800-900 tl civarındadır.

Bu ücretlerle, yine aileden bir birikim yoksa, insanların emekli olabilmeleri ve yaşam standartlarını belirli düzeyde sürdürebilmeleri mümkün değildir. Resmen emekli olsalar bile ikinci bir işte çalışmaya devam etmek zorundadırlar.

 

Bu Tablonun Nedeni Popülizm ve Oportünizmdir

Açıkçası, bu tablonun nedeni, toplumun tüm kesimlerine sinmiş olan popülizm ve oportünizmdir. Geleceği görememek, düşünememek ve planlayamamaktır. Geleceği göremeyince de,  kısa vadeli çıkarlara tav olmaktır.Bu durumdan, toplumun tümü sorumludur.

İnsana yakışır bir emekli ücreti ödenememesinin başlıca iki nedeni vardır;

  1. İnsanların erken emekli edilmesi
  2. Emeklilik aylığı bağlanma oranının çalışılan döneme göre yüksek olması

Şu anda Türkiye toplumu bu hataların bedelini ödemektedir. İnsanları 36-40 yaşlarında emekli edenler, Demirel gibi popülist politikacılardır.Rahmetli Özal’ın gerçekçi yönde düzenlemelerine rağmen , Demirel  emeklilik yaşını bir kaç kez aşağıya düşürmüştür.

Bu hatanın işlenmesinde tabii ki yalnızca Demirel suçlu değildir. O’nu destekleyen milletvekilleri, daha sonraki dönemde aynı çizgiyi sürdüren ve “mezarda emeklilik” yanlış sloganını atan sendikacılar, onların kuyruğuna takılan sözde sosyal demokratlar, bilinçsiz kitle örgütleri ve tüm bunlara destek olan ve oy veren halk kesimleri vardır. Popülizm ve oportünizm birlikte paylaşılmıştır.

 

Basit matematik Hesapları

Türkiye’de insanların SSK ve Emekli Sandığı’ndan emekli olma yaşı 36-40 ‘ larda idi. Ortalaması muhtemelen halen 45-50 yaş üzerinde olmayabilir. Yeni yeni 50 üzerinde yaşlara kaymaya başladı.

Yaşam süresi de şu anda sanıyorum 73 yaş civarındadır.

45 yaşında bir insanı emekli ederseniz, SGK bu insana 28 yıl emekli maaşı ödeyecek demektir.

Hele 36 yaşında emekli olana, 37 yıl emekli maaşı ödeyecek demektir. Kişi 18-20 yıl çalışacak (yıpranma v.b. gerekçelerle ) 37 yıl emekli maaşı alacak demektir.

Böyle çok örnek vardır.

 

Böyle bir  sistem  dayanabilir mi? Devam edebilir mi?

Tabi ki olanaksız. Sistem de geldi tıkandı zaten. Eskiden 5 çalışan 1 emekliye bakıyor iken, bir ara 1.5 çalışan 1 emekliye bakar hale geldi.

Bildiğimiz kadarıyla,  halen 1.85 çalışan 1 emekliye bakıyor.

Eskiden 5 çalışanın ödediği ortalama 400 tl’ den (SGK primi) 2000 tl civarında ücret bir emekliye giderken , şu anda 2 çalışanın ödediği 800 tl civarında ücret bir emekliye gidecektir.

Yani eskiden emeklilik daha değerliydi. Daha güçlüydü. Çalışmadan da yaşam sürdürülebilirdi. Ama bugün daha değersizdir. Çalışmadan sürdürülemez.

 

Diğer Ülkeler Ne Yapıyorlar?

Emeklilik yaşları genelde 65 civarındadır. Bazılarında,  67-68  civarındadır. Yaşam süreleri de 76-78 civarındadır.

Yani, bir emeklinin emekli maaşı alma süresi ortalama 10-12 yıl civarındadır. İnsanlar, daha kısa süreli yıllar boyunca emekli maaşı almaktalar, ancak daha dolgun emekli maaşları alabiliyorlar. Çünkü çalışan nüfus fazla, emekli sayısı daha azdır. Toplum, emeklileri sırtında taşıyabiliyor.

Emekliler de,  gerçek bir emeklilik yaşayabiliyorlar.

Ayrıca sistem, emekliliği teşvik etmiyor. Aksine caydırıcı şekilde işliyor.

Çünkü emekli maaşı, çalışan maaşına göre oldukça düşük. Örneğin ABD’ de, çalışılan dönemin %40 ‘ ı,  Almanya’da  %38 ‘i,  Japonya’da %37’si,  İsveç’ de  %35’i,  İsrail’de  %10’u,  Şili’de % 4’ü civarında.

Yani emekli olunca, maaş hızlı biçimde düşüyor. Bu nedenle , emekli olmak hiç de cazip değil. Türkiye’de ise, çalışılan dönemin %87 ‘si bağlanıyor. Neredeyse fark yok. Emekli olmak oldukça cazip.

Yunanistan böyle. İspanya böyle. İtalya buna yakın. Onların da durumları ortada. Yani, özetle durum şöyle:

Akıllı Ülkeler:

  1. Emeklilik yaşını 65-68 ‘ lerde  tutuyorlar.
  2. Emeklilik aylığı bağlanma oranını düşük tutarak,  emekliliği cazip hale getirmiyorlar.

Akılsız ve geleceği göremeyen ülkeler ise, bunun tam tersini yaparak, hem emeklilik yaşını düşük tutuyor, hem de emeklilik aylığı bağlanma oranını yüksek tutarak, emekliliği cazip hale getiriyorlar.

Sonunda da Yunanistan, İspanya ve İtalya gibi krize sürükleniyorlar.

Türkiye de sosyal güvenlik tedbirlerini almazsa, durum farklı olmayacaktır.

Yapılması Gerekenler:

  1. 65 yaşından önce emekli olunursa, sistemin tıkanması kaçınılmazdır.
  2. Emekli aylığı bağlanma oranındaki cezbedici durumu da,  akıllı ülkeler boyutuna dönüştürmek ve erken emekliliği teşvik etmemek durumundadır.

Bunlar yapılmadığı takdirde, emekliler insana yaraşır bir ücret alamazlar. Emeklilik de , kağıt üzerinde kalır ve mecburen ikinci bir işte çalışmak zorunda kalırlar.

Aynen şu anda olduğu gibi.

 

Çalışanlara şunu tekrardan hatırlatalım:

Gerçek bir emekliliği beklemeyin! Eliniz iş tuttuğu sürece, ömrünüzün sonuna kadar  çalışmaya devam etmek zorundasınız. Bunu  bilin ve de hayal kırıklığına uğramayın.

Bu durumu baştan kabul ederseniz, daha mutlu olursunuz.

Bu arada, Sağlık Bakanlığı’ nın 65 yaşını doldurmuş hekimlere davranışını da gündeme getirmek gerekir. Hekimler, çalışmak zorunda oldukları halde, Sağlık Bakanlığı 65 yaşını geçmiş hekimlere çeşitli kısıtlayıcı hükümler getiriyor. Dolayısıyla, bir anlamda çaresizliğe ve açlığa mahkum ediyor. Hekimlerin, bu sorununun da çözülmesi gerekmektedir.

27.12.2012

Dr. Paşa Göktaş

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir